Türkiye Tarihi

Atatürk Dönemi İç ve Dış Politika — Çok Partili Denemeler, İsyanlar ve Cumhuriyet Diplomasisi

1923-1938 arasında çok partili hayata geçiş denemeleri, rejime yönelik isyanlar ve Lozan sonrası dış sorunların çözümünü kronolojik ve karşılaştırmalı olarak çalış.

14 dk okuma · 5 bölüm

Çok Partili Hayata Geçiş Denemeleri

Cumhuriyet ilan edildikten (29 Ekim 1923) sonra Atatürk, demokratik bir çok partili düzen kurmayı hedefledi. Ancak iki deneme de henüz altyapısı hazır olmayan toplumda rejim karşıtı hareketlere zemin olduğu için sonuçlandırılamadı.

Cumhuriyet Halk Fırkası (CHF): 9 Eylül 1923'te "Halk Fırkası" adıyla kuruldu; Cumhuriyet'in ilanından sonra başına "Cumhuriyet" eklendi. Dönemin iktidar partisidir.

Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası (TCF): İlk muhalefet partisidir. 17 Kasım 1924'te Kâzım Karabekir başkanlığında; Ali Fuat Cebesoy, Rauf Orbay, Refet Bele gibi Milli Mücadele'nin önemli isimlerince kuruldu. Programındaki "parti dini inançlara saygılıdır" maddesi, rejim karşıtlarınca istismar edildi. Şeyh Sait İsyanı'yla ilişkisi gerekçe gösterilerek 3 Haziran 1925'te Bakanlar Kurulu kararıyla kapatıldı.

Serbest Cumhuriyet Fırkası (SCF): Bizzat Atatürk'ün isteğiyle, ekonomik bunalım (1929 Dünya Ekonomik Krizi) ortamında muhalefet denemesi olarak 12 Ağustos 1930'da Fethi (Okyar) Bey tarafından kuruldu. Beklenenden çok destek görmesi ve rejim karşıtlarının partiye akın etmesi üzerine Fethi Bey partiyi kendisi feshetti (17 Kasım 1930). Kısa süre sonra patlak veren Menemen Olayı, çok partili hayata geçişin ertelenmesinde belirleyici oldu.

Parti Kuruluş Kurucu/Başkan Kapanış ve neden
CHF 9 Eylül 1923 Mustafa Kemal İktidar partisi (kapanmadı)
TCF 17 Kasım 1924 Kâzım Karabekir 3 Haziran 1925 — Şeyh Sait İsyanı gerekçesiyle
SCF 12 Ağustos 1930 Fethi (Okyar) Bey 17 Kasım 1930 — kurucusu feshetti

Rejime Yönelik İsyanlar ve Olaylar

Şeyh Sait İsyanı (13 Şubat 1925): Doğu ve Güneydoğu'da din ve saltanat yanlısı söylemlerle başlayan, bölücü nitelik de taşıyan en geniş çaplı isyandır. Bastırılması için Takrir-i Sükûn Kanunu (4 Mart 1925) çıkarıldı ve İstiklal Mahkemeleri yeniden devreye sokuldu. Sonuçları: TCF kapatıldı, muhalefet sindirildi, laik-cumhuriyetçi inkılapların önü açıldı ve bir süre otoriter bir dönem yaşandı.

İzmir Suikastı Girişimi (Haziran 1926): Atatürk'e karşı İzmir'de düzenlenmesi planlanan suikast son anda ortaya çıkarıldı. Girişim, bazı eski TCF'liler ve İttihatçı muhaliflerin tasfiyesine yol açtı; böylece muhalefetin son önemli kadroları da etkisizleştirildi.

Menemen Olayı (23 Aralık 1930): Manisa'nın Menemen ilçesinde Derviş Mehmet ve adamlarının çıkardığı, şeriat isteğiyle laik cumhuriyete karşı olan ayaklanmadır. Olayı bastırmak isteyen Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay şehit edildi; Kubilay laiklik uğruna verilen mücadelenin sembolü olmuştur. Bu olay, SCF'nin feshinden hemen sonra rejim karşıtı tehlikenin sürdüğünü göstererek çok partili geçişi geciktirmiştir.

Olay Tarih Nitelik Sonuç
Şeyh Sait İsyanı 13 Şubat 1925 Dinci-bölücü Takrir-i Sükûn, TCF'nin kapatılması
İzmir Suikastı Haziran 1926 Atatürk'e suikast girişimi Muhalefetin tasfiyesi
Menemen Olayı 23 Aralık 1930 Laiklik karşıtı Kubilay'ın şehit edilmesi, geçişin ertelenmesi

Ayırt et: Şeyh Sait İsyanı = dinci ve bölücü, kırsal-geniş çaplı; Menemen Olayı = yalnızca laiklik/şeriat eksenli, yerel ve küçük çaplı ama sembolik ağırlığı büyüktür. TCF'yi Şeyh Sait'le, SCF'yi Menemen'le eşleştir.

Lozan'dan Kalan Dış Sorunlar

Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923) pek çok konuyu çözdü ama bazı meseleler ileriki yıllara bırakıldı.

Musul Sorunu ve Ankara Antlaşması (5 Haziran 1926): Lozan'da çözülemeyen Musul, İngiltere ile ikili görüşmelere bırakıldı. Milletler Cemiyeti'nin İngiltere lehine karar eğilimi ve o sırada Şeyh Sait İsyanı'nın yarattığı iç güvenlik sorunu nedeniyle Türkiye, Ankara Antlaşması (5 Haziran 1926) ile Musul'u Irak'a (İngiliz mandasındaki Irak'a) bıraktı. Karşılığında Musul petrol gelirlerinin %10'unu 25 yıl süreyle alma hakkı tanınmış, bu hak sonradan toplu ödemeyle sonlandırılmıştır. Bu, Atatürk döneminde Misak-ı Milli'den taviz verilen tek konu olarak kabul edilir.

Nüfus Mübadelesi: Lozan sırasında Türkiye ile Yunanistan arasında imzalanan sözleşme gereği, din esasına göre zorunlu nüfus değişimi yapıldı. İstanbul'daki Rumlar ile Batı Trakya'daki Türkler mübadele dışında tutuldu. "Etabli" (yerleşik) tabirinin yorumu anlaşmazlık yarattı; sorun 1930'da Türk-Yunan dostluk anlaşmasıyla çözüldü.

Osmanlı Borçları (Düyun-u Umumiye): Lozan'da Osmanlı'nın borçları, imparatorluktan ayrılan devletler arasında paylaştırıldı; Türkiye'ye düşen pay kabul edildi. Borçların Türk lirası yerine altın/franka göre ödenmesi tartışması yaşandı. Türkiye borçlarını düzenli ödedi ve 1954'te tamamen bitirdi. (Kapitülasyonlar ise Lozan'da tamamen kaldırılmıştır.)

Cumhuriyet'in İttifak ve Güvenlik Diplomasisi

1930'lardan itibaren Avrupa'da Almanya ve İtalya'nın saldırgan politikaları (revizyonizm) artınca, Türkiye "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesi doğrultusunda bölgesel güvenlik ittifaklarına yöneldi.

Milletler Cemiyeti'ne Üyelik (18 Temmuz 1932): Türkiye, Cemiyet'in çağrısı/davetiyle üye oldu. Böylece uluslararası platformda saygın bir konum kazandı ve dış politikada elini güçlendirdi.

Balkan Antantı (9 Şubat 1934): Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında imzalandı. Amacı Balkanlar'da sınırların korunması ve İtalya/Bulgaristan kaynaklı revizyonist tehdide karşı ortak güvenlik sağlamaktır. Bulgaristan ve Arnavutluk katılmadı.

Montrö Boğazlar Sözleşmesi (20 Temmuz 1936): Lozan'da kurulan ve Boğazlar'da Türkiye'nin egemenliğini kısıtlayan Boğazlar Komisyonu kaldırıldı; Boğazlar'da tam Türk egemenliği ve savaş durumunda buraları silahlandırma/kapatma hakkı tanınmıştır. Atatürk döneminin en büyük diplomatik başarılarından biridir.

Sadabat Paktı (8 Temmuz 1937): Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında Tahran'da imzalandı. Doğu sınırlarının güvenliğini sağlamaya ve İtalya'nın Ortadoğu'ya yönelik yayılmacı politikasına karşı oluşturuldu. Balkan Antantı'nın doğudaki karşılığıdır.

Hatay'ın Anavatana Katılması: Fransa'nın manda yönetimindeki Hatay için uzun bir diplomatik süreç yürütüldü. 1938'de bağımsız Hatay Devleti kuruldu; Hatay, 29 Haziran 1939'da TBMM kararıyla Türkiye'ye katıldı. Bu katılma Atatürk'ün ölümünden (10 Kasım 1938) sonra, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü döneminde gerçekleşmiştir. Atatürk konuyu bizzat takip etmiş olsa da fiili katılım onun dönemine ait değildir.

Olay/Antlaşma Tarih Taraflar / Konu Önemi
Musul-Ankara Antlaşması 5 Haziran 1926 İngiltere (Irak) Musul Irak'a bırakıldı
Milletler Cemiyeti üyeliği 18 Temmuz 1932 Türkiye Uluslararası itibar
Balkan Antantı 9 Şubat 1934 TR-Yunanistan-Yugoslavya-Romanya Batı/Balkan güvenliği
Montrö Sözleşmesi 20 Temmuz 1936 Boğazlar Tam Türk egemenliği
Sadabat Paktı 8 Temmuz 1937 TR-İran-Irak-Afganistan Doğu güvenliği
Hatay'ın katılması 29 Haziran 1939 Hatay Devleti-TBMM Atatürk sonrası

KPSS'de En Çok Karıştırılan Noktalar

  • Ankara Antlaşması 1921 (Fransa ile, Güney sınırını çizen, Kurtuluş Savaşı dönemi) ile Ankara Antlaşması 1926 (İngiltere ile, Musul'u Irak'a bırakan) aynı ad taşır ama farklıdır.
  • Balkan Antantı (batı, 1934) ile Sadabat Paktı (doğu, 1937) birbirinin coğrafi tamamlayıcısıdır; taraf devletleri karıştırma.
  • Balkan Antantı'na Bulgaristan ve Arnavutluk katılmamıştır; Sadabat Paktı'na hangi devletlerin katıldığı (TR-İran-Irak-Afganistan) sık sorulur.
  • Montrö (1936) Boğazlar Komisyonu'nu kaldırır; Lozan bu komisyonu kurmuştu. İkisini ters çevirme.
  • Hatay'ın katılması (1939) Atatürk döneminde DEĞİLDİR (İnönü dönemi). Ama Hatay meselesinin diplomatik takibi Atatürk zamanındadır.
  • TCF - Şeyh Sait İsyanı (1925) ve SCF - Menemen Olayı (1930) eşleşmelerini karıştırma.

SINAV İPUCU: Bir soru "Atatürk döneminde gerçekleşenler" derse Hatay'ın katılmasını (1939) ele; "Atatürk'ün dış politikadaki tek tavizi" denirse cevap Musul'dur (Ankara Antlaşması 1926).

Bu konudan 10 soru

Okuduğunu hemen sına — her sorunun çözümü altında.

10 sorudan 0 tanesi cevaplandıSkor: 0/10
  1. 1.

    Atatürk Dönemi Türk dış politikasıyla ilgili aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi YANLIŞTIR?

  2. 2.

    Türkiye aşağıdaki uluslararası kuruluşlardan hangisine 1932 yılında üye olmuştur?

  3. 3.

    Atatürk Dönemi'nde yabancılara ait demir yollarının satın alınması, kabotaj hakkının Türk gemilerine tanınması ve millî bankaların kurulması gibi uygulamalar bir arada değerlendirildiğinde, bu politikaların ortak amacı aşağıdakilerden hangisidir?

  4. 4.

    Türkiye'nin Musul sorununu Ankara Antlaşması (1926) ile Irak lehine sonuçlandırmasında etkili olan etkenlerden biri DEĞİLDİR?

  5. 5.

    Takrir-i Sükûn Kanunu'nun çıkarılmasına doğrudan zemin hazırlayan gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

  6. 6.

    Atatürk dönemi dış politikasında; 1932'de Milletler Cemiyeti'ne üye olunması, 1934'te Balkan Antantı'nın, 1937'de Sadabat Paktı'nın imzalanması birlikte değerlendirildiğinde aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?

  7. 7.

    1934’te imzalanan Balkan Antantı ile 1937’de imzalanan Sadabat Paktı birlikte değerlendirildiğinde, Atatürk Dönemi Türk dış politikası için öncelikle aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

  8. 8.

    Bir antlaşmanın özellikleri şöyle veriliyor: Lozan'da çözülemeyen bir sınır sorununun sonucudur; İngiltere ile imzalanmıştır; Türkiye Misak-ı Milli sınırları içinde gördüğü bir bölgeyi karşı tarafa bırakmış, karşılığında 25 yıl süreyle petrol gelirinden pay almayı kabul etmiştir. Bu özellikler aşağıdakilerden hangisine aittir?

  9. 9.

    Lozan sırasında Türkiye ile Yunanistan arasında yapılan nüfus mübadelesiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

  10. 10.

    Aşağıdaki devletlerden hangisi Sadabat Paktı'na taraf DEĞİLDİR?

Türkiye Tarihi — diğer konu anlatımları