Türkçe
KPSS Sözcükte Anlam — Çözümlü Sorular
Gerçek, mecaz, terim ve yan anlam; bağlamdan anlam çıkarma.
Bu konunun anlatımı da hazır: Sözcükte Anlam — Gerçek, Mecaz, Terim ve Söz Varlığı
29 soru — hepsi çözümlü
Şıkka dokun; doğru cevabı, gerekçesini ve yanlış şıkkın tuzağını görürsün.
- 1.
“Bu eser, yazarın olgunluk döneminin izlerini taşıyor.” cümlesinde “olgunluk dönemi” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
YanlışDoğru cevap: B — Sanatsal yetkinliğe ulaştığı dönem
Olgunluk dönemi, sanatçının deneyim ve anlatım bakımından yetkinleştiği dönemi ifade eder.
- 2.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, "Bu roman, yazarın güçlü kalemini bir kez daha kanıtladı." cümlesindeki "kalem" sözcüğüyle aynı anlam ilişkisine (somut bir aracın, o araçla iş gören kişinin yeteneği/kişiliği yerine geçmesi) sahiptir?
YanlışDoğru cevap: C — Genç şairin sesi, bu antolojide açıkça duyuluyordu.
Örnek cümlede "kalem", yazma aracının kendisi değil; yazarın yazma yeteneği ve üslubu anlamında ad aktarması (mecaz-ı mürsel) olarak kullanılmıştır; yani araç, o aracı kullananın becerisi yerine geçmiştir. C'de "ses" de somut sesi değil, şairin sanat gücünü/üslubunu karşılar; aynı türden ad aktarması vardır. A ve E sözcükleri gerçek (somut araç) anlamdadır. B'de "mahkeme" ile organ-kurum, D'de "defter" ile eşya-kişi (öğrenci) aktarması vardır; bunlar araç → yetenek ilişkisi değildir.
Öğrenci her ad aktarmasını aynı sanmakta, oysa soru özellikle "araç → o aracı kullananın yeteneği" ilişkisini istiyor; "defter/mahkeme" gibi farklı aktarma türlerini bununla karıştırıyor.
- 3.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili deyim, cümleye kattığı anlam bakımından yanlış kullanılmıştır?
YanlışDoğru cevap: B — En küçük harcamayı bile hesaplayan, kuruşuna kadar tutan bu adam gerçekten (eli açıktı).
“Eli açık” deyimi cömert, para harcamaktan ve vermekten kaçınmayan kişi anlamına gelir. B seçeneğinde kişi son derece tutumlu, cimri biri olarak betimlenmesine rağmen “eli açıktı” denmiştir; bu, deyimin anlamıyla çelişir, yani deyim yanlış kullanılmıştır. A, C, D ve E’de deyim cömertlik anlamıyla doğru yerde kullanılmıştır.
Deyimin anlamı, kullanıldığı cümlenin genel iletisiyle örtüşmelidir; tutumluluk anlatan bir bağlamda cömertlik deyimi kullanılırsa deyim yanlış kullanılmış olur.
- 4.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, örnekteki "acı" sözcüğüyle aynı anlam ilişkisine (gerçek anlamdan mecaza geçiş) uğramamıştır? Örnek: Bu acı haber hepimizi derinden sarstı.
YanlışDoğru cevap: D — Kışın havalar iyice soğudu, sokaklar boşaldı.
Örnekte "acı" (tat) gerçek anlamından uzaklaşıp "üzücü" anlamında mecaza geçmiştir. A'da "keskin", B'de "sıcak", C'de "ağır", E'de "tatlı" sözcükleri de gerçek anlamlarından uzaklaşıp mecaz olmuştur. D'de ise "soğudu" havanın gerçek ısı durumunu anlattığından gerçek anlamdadır; mecaza geçiş yoktur.
Duyu sözcükleri (soğuk, sıcak) her yerde mecaz sanılır; bağlama göre gerçek anlamda da kullanılabilir.
- 5.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, karşıt (zıt) anlamlısıyla birlikte kullanılmıştır?
YanlışDoğru cevap: A — Toplantıya erken gelenler de geç kalanlar da salonda bekletildi.
A seçeneğinde 'erken' ve 'geç' sözcükleri birbirinin karşıt (zıt) anlamlısıdır ve aynı cümlede birlikte kullanılmıştır. B'de eş/yakın anlam, E'de yakın anlamlı ikileme vardır; C ve D'de zıt anlamlı çift bulunmaz.
Zıt anlamlılık, aynı cümledeki karşıt kavramlarla (erken-geç) kurulur; eş anlamlı ikilemelerle (yorgun argın) karıştırılmamalıdır.
- 6.
(I) Toplantı salonunun kapısı aralık kaldığından içeride konuşulanları ister istemez duydum. (II) Yan masadakilerin sohbetine kulak kabartıp her sözlerini merakla izledim. (III) Onların planlarını öğrenmek için günlerce peşlerine takıldım. (IV) Söylediklerini duymamak için kulaklarımı tıkadım. (V) Duyduklarımı hemen herkese yaydım. Numaralanmış cümlelerin hangisinde “kulak misafiri olmak” deyiminin anlamına uygun bir kullanım vardır?
YanlışDoğru cevap: A — I
“Kulak misafiri olmak”, kendisine söylenmeyen bir konuşmayı istemeden, tesadüfen duymaktır. I. cümlede kapının aralık kalması sonucu konuşmaların “ister istemez” duyulması bu anlamı tam karşılar. II’de bilinçli olarak “kulak kabartıp merakla izleme” vardır, bu isteyerek dinlemedir; III casusluk/takip, IV duymamaya çalışma, V ise yayma anlamı taşır.
Deyim isteyerek dinlemeyi (kulak kabartmak) değil, tesadüfen kulağa çalınmayı anlatır; ‘merakla izlemek’ ifadesi çeldiricidir.
- 7.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "ton" sözcüğü, "Ressam, tabloda mavinin farklı tonlarını ustaca kullanmıştı." cümlesindeki anlamına en yakın biçimde kullanılmıştır?
YanlışDoğru cevap: C — Duvarları odaya sıcaklık veren bir kahve tonuna boyadılar.
Örnek cümlede "ton", bir rengin açıklık-koyuluk derecesi anlamındadır. C seçeneğinde "kahve tonu" da aynı biçimde bir rengin derece/çeşit anlamını taşır. A ve E seçeneklerinde ses özelliği, B'de ağırlık birimi, D'de ise mecaz olarak anlatımın havası (üslup) kastedilir; bunlar farklı anlamlardır.
Öğrenci "ton"u yalnızca ses ya da ağırlık anlamıyla eşleştirip renk bağlamındaki eş anlamı gözden kaçırabilir; asıl ölçüt sözcüğün cümledeki bağlamsal anlamıdır.
- 8.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, cümledeki kullanımıyla somut anlamdan soyut anlama kaymıştır?
YanlışDoğru cevap: D — Bu ağır sözlerin altında ezildiğini herkes anlamıştı.
“Ağır” sözcüğü temel anlamıyla tartıldığında çok çeken (somut) bir varlığı nitelerken, D’de “ağır sözler” kullanımında sözcük fiziksel ağırlıkla değil, kişiyi manevi olarak inciten, yıkıcı bir nitelikle ilişkilidir; yani somut anlamdan soyut anlama kaymıştır. A, C ve E’de somut varlıklar (dükkân, taş, kitap) doğrudan somut kullanılmıştır. B’deki “ince” de mecazlı olmakla birlikte “alay”ı niteler; ancak soruda somuttan-soyuta KAYMA istenmektedir ve “ağır” sözcüğünün temel (somut/dokunsal) bir anlamı olduğu için asıl kayma D’dedir.
Öğrenci her mecaz kullanımı ‘somuttan soyuta kayma’ sanır; oysa kayma için sözcüğün temel anlamının somut, yeni kullanımının soyut olması gerekir.
- 9.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “yüz” sözcüğü, diğerlerinden farklı bir anlamda kullanılmıştır?
YanlışDoğru cevap: E — Şu battaniyenin sağlam yüzünü dışa çevirerek örttü.
A, B, C ve D seçeneklerinde “yüz” insan çehresi/surat anlamındadır (kara yüz, yüzün aydınlanması, yüz kızartmak, asık yüz). E’de ise “yüz” bir nesnenin (battaniyenin) dış yüzeyi anlamında kullanılmıştır; bu yönüyle diğerlerinden ayrılır. Buradaki güçlük, deyimleşmiş kullanımların da (yüz kızartmak, kara yüz) temelde çehre anlamına dayanmasıdır.
Öğrenci deyimlerdeki “yüz”ü ayrı bir anlam sanıp yüzeyle çehreyi karıştırır; oysa deyimlerin çekirdeğinde de insan yüzü anlamı vardır.
- 10.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili deyim, cümlenin bağlamıyla anlamca UYUŞMAMAKTADIR?
YanlışDoğru cevap: B — Terfi ettiği haberini alınca ne yapacağını bilemedi, etekleri tutuştu.
A, C, D ve E cümlelerinde altı çizili sözler sevinç/mutluluk bildirir ve bağlamla uyumludur. B'de bağlam olumlu bir haberdir (terfi), oysa 'etekleri tutuşmak' telaşa kapılmak, aceleye düşmek anlamındadır; sevinç bağlamıyla uyuşmaz. Beklenen söz 'etekleri zil çalmak' olurdu.
Öğrenci 'etekleri tutuşmak' ile 'etekleri zil çalmak' deyimlerini ses benzerliği nedeniyle karıştırır; ilki telaş, ikincisi sevinç bildirir.
- 11.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, hem gerçek (temel) anlamıyla kullanılmış hem de somut bir varlığın yer değiştiren hareketini bildirmektedir?
YanlışDoğru cevap: B — Sabah esen rüzgârla pencerenin kanadı yavaşça AÇILDI.
Gerçek anlam, sözcüğün somut, temel karşılığıdır. B'de 'açılmak', pencere kanadının konum değiştiren fiziksel (yer değiştiren) hareketini doğrudan karşılar; hem gerçek anlamlı hem de somut bir varlığın hareketidir. A'da 'mesafe açılması' (soyutlaşma/mecaz), C'de 'içi açılmak' (deyim, rahatlamak), D'de 'sohbeti açılmak' (mecaz, koyulaşmak), E'de 'hava açılması' (havanın rahatlaması/mecaz) mecaz anlamdadır. Somut ve yer değiştiren hareketi karşılayan tek seçenek B'dir.
Öğrenci soyut kullanımları (mesafe/hava açıldı) gerçek anlam sanabilir; oysa soru somut bir varlığın YER DEĞİŞTİREN hareketini istediğinden yalnızca pencere kanadının açılması ölçütü tam karşılar.
- 12.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, "düşmek" fiili gibi hem gerçek hem mecaz anlama gelebilecek biçimde kullanılmıştır?
YanlışDoğru cevap: E — Adı listeden düşmüş, kimse fark etmemiş.
E'de "düşmüş", bir kâğıttan/listeden fiziksel olarak çıkma (gerçek) anlamına da gelebilir; ancak bağlamda "kaydının silinmesi/geçersiz kalması" (mecaz) anlamı da savunulabilir. Bu ikili okunabilirlik yalnızca E'de vardır. A'da fiyatların azalması (mecaz), B'de fiziksel düşme (gerçek), C'de "pay/görev düşmesi" (mecaz), D'de "aklından çıkmamak" (deyim/mecaz) tek yönlüdür.
Öğrenci gerçek ve mecaz anlamı ayrı cümlelerde arar; oysa soru, aynı kullanımın bağlamda iki anlama da açık olduğu (çift okunabilir) cümleyi ister. Deyimleşmiş kullanımlar (D) mecazdır ama gerçek anlama gelmez.
- 13.
'Dağın eteğinde küçük bir köy vardı.' cümlesinde altı çizili 'etek' sözcüğü, temel (organ/nesne) anlamından biçim benzerliğiyle türeyen yan anlamıyla kullanılmıştır. Aşağıdaki cümlelerin hangisindeki altı çizili sözcük de aynı biçimde yan anlamıyla kullanılmıştır?
YanlışDoğru cevap: A — Bardağın ağzına kadar su doldurmuştu.
Örnek cümlede 'etek', giysinin alt bölümü olan temel anlamından biçim benzerliğiyle 'dağın alt kesimi' anlamına aktarılmış, yani yan anlamıyla kullanılmıştır. A'da 'ağız' da insan/organ anlamındaki temel anlamından türeyerek 'bardağın üst açıklığı' anlamında yan anlamla kullanılmıştır; örnekle aynı türden aktarımı taşır. B'de 'etek' gerçek/temel anlamıyladır (giysi); C'de 'göz' organ anlamıyla temel anlamdadır; D'de 'kırmak' mecaz anlamdadır (gücendirmek); E'de 'el' organ anlamıyla temel anlamdadır. Bu nedenle örnekle örtüşen tek seçenek A'dır.
Yan anlam, temel anlamla biçim/işlev benzerliğinden doğar ve mecazdan (kırmak = gücendirmek) farklıdır; öğrenci mecazı yan anlam sanabilir.
- 14.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, hem "terim anlam" hem de "soyut anlam" özelliğini birlikte taşımaktadır?
YanlışDoğru cevap: A — Bu şiirdeki her "dize", ustaca kurulmuş bir dünyayı yansıtıyordu.
Terim anlam, bir sözcüğün belli bir bilim/sanat dalındaki özel anlamıdır; soyut anlam ise duyularla algılanamayan varlığı karşılar. A'da "dize", edebiyat (nazım) terimidir ve zihinde tasarlanan, elle tutulamayan bir birim olduğundan soyuttur; iki özellik birlikte bulunur. D'de "kök" terimdir ama tahtaya yazılan somut bir biçim olarak ele alınır; B ve E soyuttur ama terim değildir; C'de "tekne" somut ve terim dışıdır.
Her terim soyut değildir; terim anlamla soyutluk ayrı ölçütlerdir ve bir sözcükte birlikte de bulunabilir, ayrı da.
- 15.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "düşmek" sözcüğü gerçek (temel) anlamıyla kullanılmıştır?
YanlışDoğru cevap: E — Çocuk, ıslak merdivende ayağı kayınca düşüp dizini incitti.
E'de "düşmek" bir yerden aşağı, yere doğru inme; yani sözcüğün temel (gerçek) anlamıdır. A'da "gözden düşmek" (saygınlık yitirmek), B'de "azalmak", C'de "yatağa düşmek" (hastalanmak), D'de "isabet etmek" mecaz kullanımlardır.
Bir sözcüğün en sık kullanılan kalıpları mecaz olabilir; gerçek anlam, sözcüğün akla ilk gelen fiziksel/temel karşılığıdır.
- 16.
"Etekleri zil çalmak" deyimi 'sevinçten coşmak, çok sevinmek' anlamındadır. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu deyim anlamına uygun kullanılmamıştır?
YanlışDoğru cevap: B — Cüzdanını kaybettiğini fark edince etekleri zil çaldı.
Cüzdanını kaybetmek üzücü bir durumdur; sevinç bildiren "etekleri zil çalmak" deyimiyle çelişir. Bu nedenle B'de deyim anlamına uygun kullanılmamıştır. Diğerlerinin tümü sevinç doğuran olaylarla uyumludur.
Deyimin sözlük anlamını bilmek yetmez; deyim, cümlenin bildirdiği duyguya/olaya uygun bağlamda kullanılmalıdır.
- 17.
Aşağıdakilerden hangisi, bir yargı/öğüt bildirmediği için atasözü değildir?
YanlışDoğru cevap: C — İğneyle kuyu kazmak
"İğneyle kuyu kazmak" bir durumu (çok zahmetli, ağır aksak iş yapmayı) anlatan deyimdir; genel bir yargı ya da öğüt vermez. Diğerleri ise kalıplaşmış birer öğüt/yargı bildirdiği için atasözüdür.
Kalıplaşmış her söz atasözü değildir; atasözü genel bir kural/öğüt bildirir, deyim yalnızca bir durumu ya da kavramı anlatır.
- 18.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "kök" sözcüğü terim anlamıyla kullanılmıştır?
YanlışDoğru cevap: D — Öğretmen, bu sözcüğün kökünü ekten ayırmamızı istedi.
D'de "kök", dil bilgisinde sözcüğün anlamlı en küçük parçasını karşılayan bir terimdir. A ve E'de gerçek (bitki/saç kökü), B'de mecaz (temel neden), C'de ise deyim içinde kullanılmıştır.
Terim anlam, sözcüğün yalnızca belirli bir bilim/sanat/meslek alanında kazandığı özel ve tek anlamdır; günlük gerçek anlamdan ayrılır.
- 19.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "yüz" sözcüğü, diğerlerinden farklı olarak bir eylemi (fiili) karşılamaktadır?
YanlışDoğru cevap: B — Serinlemek için denizde saatlerce yüzdü.
B'deki "yüzdü", suda ilerlemek anlamındaki "yüzmek" fiilidir. A ve D'de "yüz" sayı (100), C ve E'de ise "surat" anlamındaki addır. Bu üç kullanım yazılışı aynı, anlamı ayrı sesteş (eş sesli) sözcüklerdir.
Sesteş sözcüklerde yalnızca yazılış aynıdır; sözcüğün tür (ad/eylem) ve anlamı bağlama göre değişir.
- 20.
Aşağıdaki cümlelerde büyük harfle yazılmış sözcüklerden hangisinin karşıt (zıt) anlamlısı yoktur?
YanlışDoğru cevap: D — Masanın üstünde kalın bir KİTAP duruyordu.
"Kitap" bir varlık adıdır ve kendisiyle çelişen bir zıt kavramı yoktur. Oysa "sağ-sol", "sıcak-soğuk", "kolay-zor", "erken-geç" karşıt anlamlı çiftler oluşturur.
Somut varlık adlarının çoğunun karşıtı yoktur; karşıt anlam genellikle nitelik, durum, yön ya da eylem bildiren sözcüklerde bulunur.
- 21.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde somut anlamlı bir sözcük soyut anlam kazanacak biçimde kullanılmıştır?
YanlışDoğru cevap: A — Aramızdaki buzlar uzun bir konuşmadan sonra eridi.
A'da somut bir varlık olan "buz", 'küslük, dargınlık' gibi soyut bir kavramı karşılayacak biçimde kullanılmıştır (somuttan soyuta aktarma). Diğer cümlelerde para, yaprak, demir, çorba sözcükleri somut gerçek anlamlarındadır.
Bir sözcüğün somut mu soyut mu olduğu her zaman sabit değildir; somut bir sözcük cümlede soyut bir kavramı anlatacak biçimde kullanılabilir.
- 22.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ad aktarması (mecazımürsel) yoktur?
YanlışDoğru cevap: D — Onun, hiçbir zorluktan yılmayan aslan gibi bir yüreği vardı.
D'de "aslan gibi" ifadesiyle benzetme yapılmıştır; ad aktarması yoktur. A'da mendil-el, B'de sanatçı-eser, C'de yer-seyirci, E'de yer-yönetim ilgisiyle ad aktarması vardır. Ad aktarmasında benzetme amacı bulunmaz.
Ad aktarması ile benzetme karıştırılır; ad aktarmasında parça-bütün, iç-dış, yer-yönetici gibi bir ilgi vardır, benzetme amacı yoktur.
- 23.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde güzel adlandırma (örtmece) yapılmıştır?
YanlışDoğru cevap: A — Verem, eski yıllarda halk arasında 'ince hastalık' diye anılırdı.
A'da, ürkütücü bulunan "verem" hastalığı yumuşatılarak "ince hastalık" biçiminde adlandırılmıştır; bu güzel adlandırmadır. B ve D'de deyim, C ve E'de gerçek anlamlı kullanımlar vardır.
Güzel adlandırma; ölüm, hastalık, uğursuz sayılan kavramların korku/tiksinti uyandırmayacak biçimde söylenmesidir; her mecaz güzel adlandırma değildir.
- 24.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde dolaylama yoktur?
YanlışDoğru cevap: E — Çocuklar bütün öğleden sonra bahçede top oynadı.
E'de sözcükler gerçek anlamıyla kullanılmıştır; dolaylama yoktur. Diğerlerinde tek sözcükle söylenebilecek kavramlar birden çok sözcükle anlatılmıştır: file bekçisi (kaleci), yedi tepeli şehir (İstanbul), kara elmas (kömür), ormanın kralı (aslan).
Dolaylama, bir kavramın birden çok sözcükle dolaylı anlatılmasıdır; gerçek anlamlı sıradan bir betimleme dolaylama sayılmaz.
- 25.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ikileme yoktur?
YanlışDoğru cevap: B — Bu güzel haberi duyunca hepimiz çok sevindik.
B'de yinelenen ya da yakın/karşıt anlamlı sözcüklerden oluşan bir ikileme yoktur; "çok" tek başına pekiştireçtir. Diğerlerinde ikileme vardır: oflaya puflaya, az buçuk, tek tek, eğri büğrü.
Tek bir pekiştirme sözcüğü (çok, pek) ikileme değildir; ikileme, en az iki sözcüğün yan yana kalıplaşmasıyla oluşur.
- 26.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "ağız" sözcüğü yan (yakıştırma) anlamıyla kullanılmıştır?
YanlışDoğru cevap: A — Doldurduğu şişenin ağzını sıkıca kapattı.
A'da "ağız", biçim benzerliğinden ötürü şişenin açık ucunu karşılayan yan anlamdır; sözcük hâlâ somut bir bölümü gösterir. B, C ve E'de organ olan ağzın temel anlamı, D'de ise "ağzı kulaklarına varmak" deyimindeki mecaz kullanımı vardır.
Yan anlamda sözcük hâlâ somut bir nesneyi/bölümü karşılar; deyim ya da mecazda ise tümüyle aktarılmış, soyut bir anlam söz konusudur.
- 27.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "acı" sözcüğü gerçek (temel) anlamıyla kullanılmıştır?
YanlışDoğru cevap: C — Turşuya biraz fazla acı kaçmış, damağım yandı.
C'de "acı", dille algılanan tat anlamıyla (temel anlam) kullanılmıştır. A'da 'kırıcı', B'de 'üzücü', D'de 'keskin/tiz', E'de 'üzücü' anlamlarıyla mecazdır.
"Acı" sözcüğünün en yaygın kullanımları mecazdır; gerçek anlamı yalnızca tat bildiren bağlamda ortaya çıkar.
- 28.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "kara" sözcüğünün yerine "siyah" sözcüğü getirilirse cümlenin anlamı bozulmaz?
YanlışDoğru cevap: E — Öğretmen, kara tahtaya çözümü adım adım yazdı.
E'de "kara" renk anlamındadır; yerine "siyah" getirilince (siyah tahta) anlam bozulmaz; yani eş anlamlı kullanılabilir. Diğerlerinde "kara" mecaz/deyim (kötü, uğursuz, gizli) anlamındadır ve "siyah" bu anlamları karşılamaz.
"Kara" ile "siyah" yalnızca renk anlamında eş anlamlıdır; mecaz kullanımlarda yer değiştiremezler.
- 29.
Aşağıdaki sözcük gruplarından hangisi baştan sona genelden özele (kapsamı daralan) doğru sıralanmıştır?
YanlışDoğru cevap: C — taşıt - kara taşıtı - otomobil - spor otomobil
C'de kapsam gittikçe daralır: taşıt (en genel) > kara taşıtı > otomobil > spor otomobil (en özel). A özelden genele sıralanmıştır; B, D ve E ise düzenli bir genel-özel sırası izlemez.
Genel anlamlı sözcük çok sayıda varlığı kapsar; özel anlamlı sözcük daha dar bir alanı gösterir. Sıralamada bu kapsamın yönü tutarlı olmalıdır.
Sık sorulanlar
- KPSS Sözcükte Anlam konusundan ne çıkıyor?
- Gerçek, mecaz, terim ve yan anlam; bağlamdan anlam çıkarma.
- Sözcükte Anlam sorularının çözümü var mı?
- Var — bu sayfadaki her sorunun altında doğru cevap ve gerekçesi yazıyor, yanlış şıkların dayandığı hata da açıklanıyor.